Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), olumsuz düşünce kalıplarını ve davranışları tanımlayıp değiştirmeye odaklanan, kanıta dayalı ve yaygın olarak kullanılan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Anksiyete, depresyon ve stresle ilişkili rahatsızlıklar başta olmak üzere birçok ruh sağlığı sorununda etkili olduğu kanıtlanmıştır. 1960’larda psikiyatrist Aaron T. Beck tarafından geliştirilen bu yöntem, depresyon yaşayan bireylerin kendileri, dünya ve gelecek hakkında otomatik ve olumsuz düşüncelere sahip olduğunu ortaya koymuştur. BDT, bireylerin bu çarpıtılmış düşünce kalıplarını fark etmelerini ve bunları daha sağlıklı bilişsel ve davranışsal tepkilerle değiştirmelerini sağlayarak ruh sağlığını iyileştirmeye yardımcı olur.
Rasyonel Duygucu Davranışçı Terapi (RDDT), psikolog Albert Ellis tarafından geliştirilen bilişsel davranışçı bir yaklaşımdır. Bu terapi, irrasyonel inançların ve çarpıtılmış düşünce kalıplarının duygusal sıkıntılara ve uyumsuz davranışlara yol açtığı temeline dayanır. RDDT’nin merkezi anlayışı, duygusal rahatsızlıkların kaynağının olayların kendisi değil, bu olaylara yüklediğimiz inançlar ve yorumlar olduğudur.
Şema Terapisi, bilişsel, davranışçı ve psikodinamik terapilerden öğeler içeren, Jeffrey Young tarafından geliştirilen bir psikoterapi yaklaşımıdır. Özellikle borderline kişilik bozukluğu, narsistik kişilik bozukluğu ve kronik depresyon gibi uzun süreli duygusal zorluklar yaşayan bireyler için etkili bir yöntemdir. Terapi, erken yaşlarda oluşan ve kişinin duygusal iyi oluşunu ve ilişkilerini etkileyen derin yerleşmiş düşünce, duygu ve davranış kalıplarını—“şemaları”—tanımlamaya ve değiştirmeye odaklanır.
Varoluşçu terapi, insan varoluşu, özgürlük, sorumluluk ve anlam arayışını temel alan varoluşçu felsefeye dayalı bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bu terapi, bireylerin ölüm, yalnızlık, özgürlük ve anlamsızlık gibi insan doğasına özgü temel konularla yüzleşmelerine yardımcı olur. Amacı, kişisel keşif ve farkındalığı teşvik ederek bireyleri daha otantik bir yaşam sürmeye ve seçimlerinin sorumluluğunu üstlenmeye yönlendirmektir.
Polivagal Terapi (PVT), Stephen Porges'in Polivagal Teorisine dayanan bir psikoterapi yaklaşımıdır. Bu teori, otonom sinir sisteminin (OSS) güvenlik, tehlike ve hayati tehditlere nasıl tepki verdiğini ve bu süreçlerin duygusal ve fizyolojik durumları nasıl düzenlediğini açıklar. Teori, bu tepkilerin yönetilmesinde parasempatik sinir sisteminin önemli bir bileşeni olan vagus sinirinin rolüne dikkat çeker. Polivagal Terapi, bireylerin travma, anksiyete ve stres bağlamında duygusal ve fizyolojik tepkilerini anlamalarına ve düzenlemelerine yardımcı olmak için bu bilgileri uygular.
Bütüncül Terapi, yalnızca belirli bir semptom veya soruna odaklanmak yerine zihin, beden, duygular ve ruh dahil olmak üzere bireyin tüm yönlerini ele alan bütünleşik bir yaklaşımdır. Kişinin yaşamındaki tüm unsurların birbiriyle bağlantılı olduğunu vurgular ve denge ile genel iyilik halini sağlamayı amaçlar. Geleneksel psikolojik yöntemleri farkındalık, yoga ve beslenme gibi tamamlayıcı tekniklerle birleştirerek, anksiyete, depresyon ve stres gibi ruh sağlığı sorunlarını kapsamlı bir şekilde ele alır. Bu yaklaşım, her bireyin benzersiz ihtiyaçlarına göre uyarlanır ve yaşamın tüm alanlarında iyileşme ve uyumu teşvik eder.